19 Kasım 2020 Perşembe

Ceza Yargılamasında Maddi Hakikatin Araştırılması ve Şüpheli Beyanlarının Değerlendirilmesi

 Giriş

    Ceza Muhakemesi toplumda çoğu kişinin temas etmiş olduğu yargılama türlerinden bir tanesidir. Gerçekten de toplumda yaşayan çoğu kişi birden farklı sıfatlarla söz konusu yargılamalara iştirak etmektedir. Söz gelimi, kişiler tanık, sanık, katılan, bilgisine başvurulan, şüpheli, müşteki vb. sıfatlarla ceza muhakemesine temas etmektedir. Söz konusu yazımda ceza muhakemesinin soruşturma evresinde kolluk birimleri tarafından şüphelinin ifadesinin müdafi olmaksızın alınması ve söz konusu ifadenin mahkemece ne şekilde karara konu edileceğine ilişkin açıklamalara yer vereceğim.

Şüphelinin Kolluk Birimlerince İfadesinin Yargılamadaki Yeri

     Ceza Muhakemesi Kanunu 2/a hükmü mucibince şüpheli "Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişiyi" ifade etmektedir. Söz konusu sıfatı taşıyan kişi suç şüphesi altında bulunmaktadır. Suç şüphesi altında bulunmasından kastın ilgili suçla temasının olduğuna yönelik bulguların var olmasının anlaşılması gerekmektedir. 

    Soruşturma evresinde, kişinin suç şüphesi altına girmesi ile birlikte şüphelinin bazı hakları gündeme gelmektedir. Bu yazımda bu hakları yalnızca sıralamak ile yetineceğim. 

    1-Müdafiiden yararlanma hakkı

    2-Susma hakkı, Kendini suçlamama hakkı

    3-Lehine olan delillerin toplanmasını isteme hakkı

    4-Haklarını ve İsnat edilen suçu öğrenme hakkı

    5-Suçlama ve niteliğinin bildirilmesini isteme hakkı

    6-Dosyayı inceleme ve Örnek alma hakkı

    7-Yasak ifade ve Sorgu yöntemlerinden korunma hakkı

   Yazımızın temelini oluşturan hak müdafiden yararlanma hakkıdır. Şüphelinin müdafi huzurunda ifade vermek istediğini söylemesi halinde şüphelinin müdafisi var ise ona haber verilir yoksa hangi baro bölgesinde ise o barodan müdafi görevlendirilmesi yapılmak sureti ile şüphelinin ifadesi müdafi huzurunda alınacaktır.

    Müdafi hazır bulunmaksızın alınan ifade CMK 148 hükmü uyarınca; Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Dolayısıyla, müdafi hazır bulunmaksızın alınan ifadenin mahkemece dikkate alınabilmesi için mahkemede ifadeyi veren kişi tarafından doğrulanması gerekmektedir. Bu durumun pratik sonucu olarak söz konusu ifade mahkemede doğrulanmadığı takdirde, kişi hakkında verilecek kararda kollukta verilen ifade dayanak alınarak mahkumiyet hükmü tesis edilemeyecektir.

    Anayasa Mahkemesi'nin 08.12.2016 tarih ve 2014/12002 başvuru numaralı kararında "Bir ceza davasında kendi aleyhine tanıklık etmeme ve delil vermeye zorlanmama hakkı, suç isnadını zorla veya baskıyla sanığın isteğine aykırı olarak elde edilen delillere başvurmadan kanıtlamaya çalışmayı gerektirir. Avukata erişimi sağlanmayan sanığın kolluktaki ikrarının mahkûmiyet kararında kullanılması durumunda savunma hakkına telafi edilmez biçimde zarar verilmiş sayılacaktır. Soruşturma evresinde elde edilen ikrarın, kötü muamele ve işkence altında verildiği belirtilerek reddedilmesi durumunda mahkemece bu husus irdelenmeksizin ikrarın dayanak olarak kullanılması önemli bir özen eksiklikliğidir." şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi soruşturma evresinde sanığın müdafi olmaksızın ifadesinin alınmasını savunma hakkına zarar vereceğini açıkça ortaya koymuştur.

   YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ 25.05.2017 tarihli2016/9989 Esas ve 2017/6471 Karar sayılı kararında "Sanık hakkında dosya içerisindeki aleyhe tek delilin sanığın 08.08.2006 tarihinde kollukta alınan ikrar içerir ifadesi olduğu, söz konusu savunmada müdafii bulunmadığı, 5271 sayılı CMK'nın 148/4. maddesine göre, müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı, bu itibarla şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması; Bozmayı gerektirmiş," denilmek sureti ile sanık aleyhine tek delilin kolluk aşamasındaki müdafi olmaksızın ikrarı olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.

    İlgili durumla alakalı benzer kararların künyeleri için bakınız.

    1- YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/17979 Karar : 2018/5722 Tarih : 7.05.2018

    2- YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/2783 Karar : 2018/218 Tarih : 6.02.2018

    3- YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/982 Karar : 2017/6010 Tarih : 21.06.2017

    4- YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/18650 Karar : 2017/4880 Tarih : 5.06.2017

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elektronik Genel Kurul Sistemi

  Halka açık anonim ortaklıkların pay senetleri halka arz edilmiş olması sebebi ile kapalı anonim şirketlere nazaran daha fazla paydaşa diğe...