Giriş
Geçen günlerde idare mahkemesi nezdinde açmış olduğum yürütmenin durdurulması istemli iptal davasında yürütmenin durdurulmasına ilişkin verilen karar tam anlamıyla gayri hukuki bir karardı. Ayrıca iptal davasına konu olayda da idarenin tesis etmiş olduğu işlemin hukuki dayanaktan yoksun ve gerekçesiz olması davamın temelini oluşturmaktaydı. Buna rağmen, söz konusu dava kapsamında hakimin kaleminden de gerekçesiz karar alınca inanılmaz bir dehşete düştüm. Dolayısı ile bu yazımda Adil Yargılanma İlkesinin temelinde yer alan haklardan bir tanesi olan gerekçeli karar hakkını incelemek ve irdelemek istedim.
Gerekçeli Karar Hakkı
Gerekçeli karar hakkı AİHS 6.maddesinden hareketle AİHM'nin demokratik toplumun gerekleri çerçevesinde içtihat edilmiştir. AİHM, gerekçeli karar hakkı kapsamında genel olarak, mahkemelerin, verdikleri kararlarında, kararın dayandığı hususlara ilişkin olarak davanın tüm taraflarının bilgilendirilmesini sağlamak için gerekçe vermelerini zorunlu kılmaktadır. Demokratik bir toplumda kamunun, yargı kararlarının sebeplerini bilmelerini ve kararın ilgililerinin de kanun yoluna başvurma hakkını etkili olarak kullanabilmelerine imkan sağlamaktadır.
Mahkeme kararlarında herhangi bir gerekçeye yer verilmemiş olmasının yanı sıra yetersiz ve üstün körü bir gerekçe de gerekçeli karar hakkının ihlalini oluşturacaktır. AİHM'nin yetersiz gerekçeden kaynaklı olarak vermiş olduğu ihlal kararlarına örnek olarak Georgiadis/Yunanistan kararı ve H./Belçika kararları gösterilebilir.
Bizim hukukumuzda da gerekçeli karar hakkı gerek AİHS'ne taraf olmamız nedeni ile gerekse de Anayasa hükümleri mucibince bulunmaktadır. Anayasamızın Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilmektedir. İlgili hüküm mahkemelere kararlarını bir gerekçeye dayandırma yükümlülüğü getirmektedir. Ayrıca mahekeme kararlarının gerekçeli yazılmasına ilişkin HMK (27, 294 vd.), İYUK (24) ve CMK(34,230,232)'da da hükümler bulunmaktadır.
Mahkemelerin kararlarını dayandırdığı gerekçenin ne şekilde olması gerektiğini örnek olarak göstermek gerekirse; YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/14308 K. 2017/5706 T. 6.4.2017 , YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2012/5106 K.2012/6952 T.10.07.2012 , ANAYASA MAHKEMESİ BAŞVURU NO: 2012/13 ve KARAR TARİHİ :02.07.2013 ilgili kararların içeriğinin yeterli olacağını düşünmekteyim.
Şunu da eklemekte fayda görmekteyim. Anayasa Mahkemesi istinaf yahut temyiz incelemesinde incelemeyi yapan merciinin, ilk derece mahkemesinin kararında yer alan gerekçeleri kabul ederek vermiş olduğu kararlarda gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğini değerlendirmektedir. (Mehmet Yavuz Kararı, 51.prg)
Bu yazımla gerekçeli karar hakkının ihlalinin ne şekilde değerlendirilmesi gerektiğine değinmiş bulunmaktayım. İlerleyen zamanlarda görüşmek dileğiyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder