4 Eylül 2026 Cuma

 

İtirazın İptali Davası Devam Ederken Borcun Ödenmesi: Konusuz Kalma, Yargılama Gideri ve İcra İnkâr Tazminatı

İtirazın iptali davası, borçlunun icra takibine yönelttiği itirazın bertaraf edilerek takibin kaldığı yerden devamını sağlamayı amaçlar. Ne var ki uygulamada borçlunun, dava açıldıktan sonra — çoğu kez bilirkişi incelemesi yapılmadan ya da tahkikat tamamlanmadan — borcu icra dosyasına ödediği sıklıkla görülür. Bu durumda mahkemenin nasıl bir hüküm kuracağı, alacaklının faiz, masraf, icra vekâlet ücreti ve icra inkâr tazminatı bakımından ne ölçüde korunacağı meselesi, uygulamada en çok hak kaybına yol açan konulardan biridir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2022 tarihli, 2021/4899 E. ve 2022/228 K. sayılı ilamı, bu meseleyi üçlü bir ayrım üzerinden sistematik biçimde çözüme kavuşturmaktadır.

Anılan karara göre, "itirazın iptali davası devam ederken yapılan ödemelerin borcu tamamen sona erdirip erdirmeyeceğine göre karar değişkenlik arzedecektir." Birinci ihtimalde, dava açıldıktan sonra icra dosyasındaki kapak hesabını da kapsayacak şekilde (icra harcı, faiz, masraf, icra vekâlet ücreti) borcun tamamı ödenirse, "konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulur. İkinci ihtimalde, borç kısmen ödenmişse bu tutar hükmedilen miktardan düşülmez; karara yalnızca "infaz aşamasında nazara alınmasına" ibaresi eklenir. Üçüncü ve uygulamada en kritik ihtimalde ise asıl alacak tamamen ödenmiş, ancak icra harcı, faiz ve masraflar yatırılmamıştır; bu hâlde davacının dava dilekçesinde takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faiz, masraf ve vekâlet ücreti yönünden de itirazın iptalini istediği gözetilerek, kapak hesabı yapılmaksızın ve miktar belirtilmeksizin yalnızca alacak kalemleri zikredilerek karar verilmelidir. Dairenin bu noktadaki uyarısı alacaklı vekilleri bakımından hayatidir: "Zira bu itirazların iptaline karar verilmediği sürece alacaklı takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizi, icra masraflarını ve icra vekalet ücretini davalıdan alamaz."

Davanın konusuz kalması, davacının haksız olduğu anlamına gelmez. 6100 sayılı HMK'nın "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331. maddesinin birinci fıkrası, "davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre" yargılama giderlerinin takdir edileceğini hükme bağlamıştır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2011 tarihli, 2011/5474 E. ve 2011/13783 K. sayılı ilamında, itirazın iptali davasının yargılaması sırasında borcun ödenerek davanın konusuz kalması hâlinde "davayı vekil ile takip eden davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" kabul edilmiş; yerel mahkemenin gerekçesinde davacı lehine ücrete hükmedeceğini belirtmesine rağmen hüküm fıkrasında davalı lehine ücret takdir etmesi bozma sebebi sayılmıştır. Aynı ilke, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2023 tarihli, 2023/3694 E. ve 2023/3752 K. sayılı kanun yararına bozma ilamında da — bu kez ayna görüntüsüyle, yani takipten vazgeçen davacı karşısında davalı lehine — teyit edilmiştir: HMK m. 331/1 ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6 ve 13. maddeleri birlikte değerlendirilerek, vekâlet ücreti "dava açılmasına sebebiyet veren" taraf üzerinde bırakılmalıdır.

Bu son karar, çoğu zaman gözden kaçan bir ayrıntıyı da görünür kılmaktadır. Tarife'nin 6. maddesi uyarınca anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul veya sulh yoluyla ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse Tarife ile belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Dolayısıyla borçlunun ödemeyi hangi usul aşamasında yaptığı, hükmedilecek vekâlet ücretini doğrudan ikiye katlayan bir eşiktir; ödeme ön inceleme sonrasına sarkmışsa alacaklı vekili tam nispi ücret talep edebilir. Ücretin nispi mi maktu mu olacağı bakımından ise itirazın iptali davasında dava değerini, itirazın iptaline konu toplam alacak miktarının oluşturduğu yerleşik uygulamadır.

İcra inkâr tazminatı bakımından ise dikkatli olunmalıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20.10.2014 tarihli, 2014/1849 E. ve 2014/11276 K. sayılı ilamı, İİK m. 67/2'deki tazminatın amacının "alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız itirazları önlemek" olduğunu vurgulamakla birlikte, bu tazminatın "niteliği gereği ancak itirazın iptali davası sonucunda davanın tamamen veya kısmen kabulüne karar verilmesi koşuluna bağlı olarak hükmolunan miktar üzerinden" tahsiline karar verilebileceğini belirtmiştir; anılan olayda mahkemenin konusuz kalma kararı verip tazminat talebi hakkında olumlu olumsuz hüküm kurmaması bozma sebebi olmuştur. Buna karşılık 3. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan 2022/228 K. sayılı kararında, dava sırasında yüklü bir ödeme yapılmış olmasına rağmen "alacağın varlığı ve miktarı likit olduğundan icra inkâr tazminatına ilişkin koşulların oluştuğu" kabul edilerek asıl alacak üzerinden %20 tazminata hükmedilmiştir. İki karar birlikte okunduğunda pratik sonuç şudur: tamamen konusuz kalma kararı, inkâr tazminatı talebini de birlikte düşürme riski taşır; bu nedenle alacaklı vekilinin, kapak hesabı tam olarak kapanmadığı sürece fer'î alacaklar yönünden itirazın iptalini talep etmesi, hem faiz ve masraflarını hem de kısmi kabule bağlı inkâr tazminatı imkânını korumasını sağlar.

  İtirazın İptali Davası Devam Ederken Borcun Ödenmesi: Konusuz Kalma, Yargılama Gideri ve İcra İnkâr Tazminatı İtirazın iptali davası, bor...